Türkiye Astroloji Tarihi

Türkiye Astroloji Tarihi

Astroloji bir yol haritasıdır...

Bir süredir, bilginin ve bilgeliğin insanın kendi içinde yarattığı bir “beyin fırtınası” olduğunu düşünüyorum. Genellikle insan, üzerinde yaşadığı dünyayı anlamak ve açıklamak ister. Bunu yaparken, duyuların ve deneyin verdiği sınırlı bilgi ile yetinmek istemez. Sınırsıza, mutlak olana, duyularla algılanmayana yönelir. Ancak tek kaynak evrenin ilahı gücünde saklıdır, nasıl ki dualarımızı gökyüzüne bakarak dileriz, nasıl ki insan kendi yansımasını gökyüzünde arar ve hep yukarı bakmak ister nefes almamızdan, iradeye kadar, insanın kendine güvenine kadar yolun aslında tek bir kapıdan geçtiğini hepimiz biliriz. Ancak gökyüzünün ahengini düşününce, insanlık tarihinin kendi yolculuğu sırasında gerçekliğe merakını hiç bitmeyeceğini görüyoruz, tanık oluyoruz. Aynen, Astrolojinin bir yol haritası olduğu gibi…

Astrolojinin tarihsel süreci çok eski kaynaklara dayanıyor, üzerinde çalıştığım başka bir yazımda bu konuyu uzun uzun daha sonra anlatıyor olucam. Paylaşacağım yazı ise Osmanlı döneminde yapılan Astroloji çalışmalarına bir atıf ve bu kaynak üzerinden derlediğim metni keyifle okumanıza sunuyorum.

Konstantinopolis şimdiki adı İstanbul, boğaza nazır görüntüsünün bir stratejik kale olmasının dışında faaliyet gösteren, Osmanlı İmparatorluğu, tarihinin en büyük ve en uzun soluklu imparatorluklarından biri halinde büyüdü. Zirvede olduğu en görkemli dönemlerinde Fars Körfezi'nden Viyana kapılarından kadar üç kıtaya yayıldı ve Kuzey Afrika kıyıları boyunca namı yürüdü.

Osmanlı yönetimi, altıncı yüzyılda astroloji ve astronomi saygın bir disiplin içine birleştirmişti. Bu müşterek göksel çalışmalar olarak bilinen ‘ilm-i Nücum'  Yıldız bilimi uygulamaları olarak tarihte yerini aldı. Uygulamacılara; bu dönem Müneccim ya da Gökbilimci adı verildi. Aslında içinde kelime anlamı olarak astronomi, bilge insan olma ve mistik bilgeliği içinde barındırıyor. Osmanlı döneminden önce, Müslüman bilginler kendi hesaplarına göre Astronomiyi onaylanmış, ancak ilgili konular ve tahminlerin dini metinler içerisinde geçmesini yasaklamışlardır. Ancak, daha sonra Osmanlı dönemi, Gökbilimci veya Müneccimlerin göksel etkileri yorumlamalarını ilahi buldukları ve gelenekselleştirildiği söylenir.  

İslam hukuk okulunun kurucusu, Şafiî İmam-Şafii, 767-820 (3) "Müneccim, yeryüzündeki ana gücün Allah'ın ve Allah'ın adaleti üzerine kurulu olduğuna inanırsa, yıldızları ve konumlarının hareketlerinden elde edilen bilgilerde bir yanlış anlam yoktur” diyerek, resmi bir dilden konunun onaylandığını gözlemlemiş oluyoruz.

Sadece Gerçeği Allah bilir…

Müneccimler, tahminlerini kendi hesaplarına göre yaparlar ancak yaptıkları yorumlarının altına “Bilgi sadece Allaha aittir” yazısını eklerler. Sadece bilgilin elçisi olarak görülmek ve takvim hesaplarının sonunda çıkan verilerin tahminler olduğunu vurgulamışlardır. Tahminlerinin yanlış olabilme ihtimalini onaylamak içinde yapılan çalışmanın sonuna “Allah u Alem” anlamına gelen “Allah Bilir” ibaresini imza olarak kullanırlar.

Osmanlı döneminde, dini yetkililere bağlı bir birim olan Müneccimlerin çalışması,  göksel âlimler anlamına da gelen Muvakkithane (Zamanlama Odası)  büyük camilerin avlusunda bulunan eğitim merkezleridir. Bu eğitim merkezinde aynı zamanda matematik, astronomi, astroloji ve takvim zamanlama gibi konularda eğitim veriliyordu. Bir örnek vermek gerekirse; İstanbul’da bir süre Osmanlı döneminde cami olarak kullanılan Ayasofya Müzesinin avlusunda böyle bir merkezin varlığından tarihçiler bahseder.

Sultanın Müneccimbaşı

Osmanlı Sultanları, bir sefere çıktıkları zaman ya da işgal durumlarında müneccimlerden en hayırlı saati almak için tavsiye isterlerdi. 15. yüzyıla kadar statüleri resmiyete kavuşmamış olan müneccimler, Sultan Beyazıt döneminde (1481-1512) Topkapı’ya, sarayın ilk müneccimbaşını tayin etmişlerdir. Yaklaşık 500 yıl Sultanlar ve devlet yönetimi 37 önemli Müneccimbaşı ile tavsiye almak adına çalışmışlardır. Bu önemli görev, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş tarihi 1923 yılına kadar devam etmiştir.

Astronomlar ve astrologlar, müneccimbaşı ve yardımcıları, sultanlara önemli devlet görevlileri için takvimler, yıllık tahminler çıkartılması için yönetim tarafından hazırlıklar istenirdi. Müneccimbaşından aynı zamanda; savaşa çıkılacak tarih, önemli anlaşmaları imzalamak ve cami açılışları için en hayırlı saat ve zaman konusunda tavsiyeler alırlardır. Kişisel tavsiyeler alındığı dönemlerde oluyordu. Genellikle Sultanlar evlilikleri, seyahatleri, çocukların eğitimi ve doğumları gibi konularda fikirlerine başvurulurdu. Aynı zamanda fistanlarındaki renklerden ve desenlere kadar öneriler alırlardı. Özellikle bu tür özel çalışmalar Güneşin Koç burcuna geçişi Bahar Ekinoks, yani Mart ayında yapılırdı.

Astrologlar her yılın başında yıllık takvim yayınlarken, uğurlu ve uğursuz tarihlerinde belirlemek için özel çalışmalar yaparlardı. Bununla birlikte Müneccimbaşı Sultanların ölümünü tahmin etmek gibi tatsız bir görevle de sorumluydular.

Eğitimleri…

Müneccimbaşı yüksek eğitimli ve genellikle matematik, astroloji ve astronomi bilgisine sahip kişilerdi. Aynı şekilde kendi öğrencilerini profesyonel bir eğitim kadrosunda eğitime tabii tutarlardı. Yıllarca devam eden bu eğitimlerde usta-çırak ilişkisi çok önemli idi.  Bu önemli görevde pozisyon almak isteyen binlerce adayın olduğu söylenir ama kayıtlar, babadan oğula geçen tekelleşmiş bir sistem olduğundan da bahseder.  Padişah, Sadrazam, Baş müftü (en yüksek din görevlisi ) ve Başhekimi gibi Osmanlı İmparatorluğun en güçlü dört ismi, Müneccimbaşının atamasını yapardı. Onlar için özel ofis tayin edilir ve yüceltici bir anlamı olan hil’at giymeye hak kazanırlardı ve Bab-ı Ali’de Sadrazam huzurunda onlara mühürleri teslim edilirdi.

Müneccimbaşı, ilmiye sınıfına mensup olup gerek astronomi gerekse diğer sahalarda pek çok kıymetli eserler vermişlerdir. Müneccimbaşının yetiştirdikleri talebeler ve telif ettikleri eserler sayesinde son derece önemli çalışmalar yaptıkları görülmektedir. Bir yandan İslam tarihinin eserlerini kullanan müneccimler bir yandan da dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmişlerdir. Müneccimbaşı hakkında şu önemli notları da bilmekte fayda vardır: Rasathanelerin kuruluş maksatları, hükümdarların Astrolojiye olan düşkünlüklerinden değil, bir ilim olan ilm-i nücûm ve hey’et üzerine çalışmalar yapmaktı. Kaynaklarda ayrıca müneccim olmanın önemli bir mertebesi olduğundan bahsedilmektedir.

Kaynaklar;
1. Katip Çelebi, Seyahatnamesi, Robinson  Ş, İstanbul , 1943 , II, s . 1930-1931
3. Miftah es - Saade Misbah es - Siyade , I, s ettik . 338, Keşfü'z - Zunun , II, s 1930-1931 . ; Peçevî İbrahim Efendi , Peçevî Tarihi, II , B.S. Baykal , Ankara , 1982, II , s. 426 .
4. Aydüz , s. 89 , s. 94 .
5. Tacizade Cafer Çelebi, Mahruse -i İstanbul Fetihnamesi, A. İhsan Şirkasi Yayıncılık, 1913, s. 10. 1453 yılında, şehrin fethi ve Bizans İmparatorluğu'nun sonu. 

 

 

Sayfa görüntülenme : 7361
60%
40%
0%
0%
0%
0%


YORUM YAP

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış ilk yorumu sen yap!

Tüm Sayılar


Zeynep Turan

Hakkında
Zeynep Turan

Astroloji bir yol haritasıdır.
Hayatınızla ilgili keskin bir viraj aldığınızı düşünüyor olabilirsiniz. Peki, o zaman size bir soru; İçinde bulunduğunuz dönemin hayatınızdaki en zor dönem olduğuna nasıl karar veriyorsunuz?
Astroloji bunları yıl yıl cevaplıyor! Zeynep Turan; doğum haritanızda yani horoscope haritanızda, size özel olayları anlatırken, olayları nasıl yöneteceğinize dair danışmanlık da veriyor...
Siz doğum bilgilerinizi veriyorsunuz, Zeynep Turan doğum anınızdaki gezegen konumlarından hayatınızda neyin öne çıktığını anlatıyor. 

Zeynep Turan'a Sor

Ayrıntılı Yorum

Videolar
KALBİNE GÜVEN AŞK HALA VAR
KALBİNE GÜVEN AŞK HALA VAR

BÜYÜK HESAPLAŞMA BAŞLIYOR
BÜYÜK HESAPLAŞMA BAŞLIYOR

En Çok Okunanlar
BEN MARS!
BEN MARS!